Bir toplumun gelişmişlik seviyesinin en büyük ölçütü eğitime verdiği değerdir. Eğitimin önde geldiği ve diğer planlamaların bu alana göre yapıldığı ülkelerde refah seviyesinin daha yüksek olduğu görülür. Küçük yaşlardan itibaren sunulan eğitim hizmetinin kalitesi ve bu kaliteyi taşıyan öğretmenler, o toplumun kişilik profilini belirleyecektir. Eğitime verilen değerin öğretmenlere yansıması direkt bir sonuçtur. Öğretmenlere sunulan imkanlar, öncelikle eğitimcilere verilen eğitimler şüphesiz ki eğitimin kalitesini belirleyecektir.

Eğitimde Öğretmenlerin Yeri

Okul dendiğinde akla ilk gelen kişiler öğretmenler. Onların olmadığı bir eğitim düşünülemez. Öğretmenin eğitimi, edindiklerini karşısındakine en anlaşılır yoldan sunmasını içerir. Öğretmen bildiklerini karşısındakine anlatır, gösterir, öğrenmesini sağlar. Bunu yaparken öğretmene en iyi ekipman ve imkan sunulmalıdır. Öğretmen elbette eğitimin önemli bir unsurudur fakat tek başına değildir.

Eğitim programının içeriği, eğitimin verildiği yer, öğrenciler diğer unsurlardır. Eğer eğitim programının içeriği iyi değilse bu durumda öğretmenin yapacağı fazla bir şey kalmaz. İyi bir eğitim sisteminde müfredat özenle düzenlenmelidir. Okullar en üst düzeyde imkanlara sahip olmalıdır. Bunların varlığıyla öğretmene bindirilen yüksel ağırlık azaltılabilir ve böylece öğretmenlere verilmesi gereken saygınlık doğrudan verilmiş olur.

Eğitimin Başarısı

Eğitimin etkililiği, başarılarla ölçülür. Bu sadece akademik başarı olarak algılanmamalı. Elbette akademik başarı da bir ölçüt; ama kaliteli ve nitelikli insan yetiştirmek asıl başarıdır. Toplumda işlenen suçlar ve hak ihlalleri yine eğitime verilen değerle doğrudan ilişkilidir. İyi eğitimli bir toplumda herkes işini düzgün yapar ve birbirine saygılıdır. Sağlam temelleri olan bir eğitim sisteminde bu değerler nesiller boyu aktarılır ve düzen bir daha zor bozulacaktır. Elbette her yaşta eğitim mümkündür ama atasözünde dendiği gibi “Ağaç yaşken eğilir.”

Bu değerlere küçük yaşlarından itibaren evlerinde, okullarında maruz kalan çocuklar bunları özümseyerek hayatlarının tümüne yayarlar. Çocuklar okulda akademik bilgileri öğrenirken bunları yaşamlarında da kullanmayı bekler. Sıkıcı ve işlerliği olmayan bir okul müfredatı, okulu sadece bir görev haline getirir. Böyle bir sistemin çıktısı olan genç nesil, eğitimden ziyade zorunlu bir iş yapmış gibi hissedecekler ve öğrendiklerini sadece sınavlarda uygulayacaklardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.